Diller


Mezun Görüşleri

Dinle

ÖZDE BELGİN NAM (2011)
Hangi bolümden mezun olduğumu soylerken iki kelime yerine birkaç cümle kullanmam gerekiyor; çünkü kültürel çalışmalar deyince arkasına ikinci bir soru olarak 'yani mezun olunca ne oluyorsun?' sorusu geliyor. Belki günümüzde çok duyulmuş değil ama kesinlikle duyulması ve yayılması gereken bir bölüm. İnsanın vizyonunu son derece genişletebilecek fırsatlar sunuyor. Antropoloji, sosyoloji, sanat, edebiyat her konuya el atabiliyorsunuz. Aklınıza gelemeyecek konuları tartışabiliyor, hayatta okumam dediğiniz yazarları okuyor ve hiç duymamış olduğunuz şeyler hakkinda fikir sahibi olabiliyorsunuz. Dersler sadece sonunda sınav var mantığıyla ilerlemiyor; merak ettiğiniz konuyu siz seçebiliyorsunuz, araştırma yapmak istediğiniz kişileri siz buluyorsunuz. Mezun olunca da hiçbir şey bitmiş olmuyor siz devam etmek istiyorsunuz; derslerde görmüş olduğunuz konularda ilginizi çeken şeylerin peşine gidiyorsunuz, o konuda daha fazla okuyorsunuz, daha fazla araştırıyorsunuz. Kısacası siz gelişmeye devam ediyorsunuz.

 

LEVENT ÖZATA (2011)
Kültürel Çalışmalar öğrencilerine iş olanağı sağlayabilecek bir diploma vadeder mi? Belki." Bu benim değil sevgili hocalarımızdan birinin lafı. Sorunun cevabı muğlak. Bu soruya doğrudan yanıt vermek yerine başka bir soru sormakta yarar var: Kültürel çalışmalar mezunu ne işe yarar? Bugün revaçta olan mesleklerin gelip geçiciliği düşünüldüğünde; en baştaki "belki"nin değeri katlanıyor. Kültürel çalışmalar "belki" bir 'iş'e 'yara(r)maz', ama insanın üzerinde kalıcı etkiler bırakır.

Görmeyi öğretir. Görmeye alışmaktan artık dikkat edilmeyen şeylere tekrar tekrar başka yönlerden bakmaya kışkırtır; yeni şeyler görmeyi sağlar. İşitmeyi öğretir. Bir yerlerden kulağınıza çalınan lafların çıkış ve varış yerlerini gösterir; onların ikincil ve üçüncül anlamlarını ortaya çıkartır.

Bütün duyulara hitap etmeyebilir kültürel çalışmalar, ama sorgulamayı öğretir; Önce soru sormayı, ardından cevapları bulmayı, sonra da bu cevapları bozmayı. Önyargıları silmeye çalışır, ne kadar karşı koyulsa da. Son olarak, doğru ve yanlış olmadığını, bunların sadece zamanın ruhu içinde yaşadığını öğretir.

 

SENA BALKAYA (2009)
Kültürel Çalışmalar mezunu olmak, her şeyden önce bir tatmin duygusu katmıştır bana. Bu bölümdeyseniz, dahil olduğunuz konuşmalarda alışılageldiği için kullanılan kelimeleri sorgulamayı; "norm"ları sil baştan ele almanın gerekliliğini öğrenirsiniz. Eleştirel yaklaşmanın ne demek olduğunu artık özümsemişsinizdir. Üzerinize büyük bir farkındalık çöker; ve bundan gurur duyarsınız. Hem "eski"ye göre daha keskin, hem de daha esnek algılarla şekillendiğinizi hissedip mutlu olursunuz. Bölümün ders havuzu hayatı, toplumu ve en önemlisi satır aralarını incelemeyi öğretir. Artık mezun olduğunuzda bilirsiniz ki, içinde bulunduğunuz sosyal ve toplumsal konumu bir yerlerinden tutabilir, aktif olarak etkileyebilirsiniz. İşte bu yüzden; hayatınızı "Kültürel Çalışmalar Öncesi" ve "Kültürel Çalışmalar Sonrası" başlıklarıyla değerlendirirsiniz.

 

SERKAN YOLAÇAN (2007)
Kültürel Etüdler denince, başka disiplenlerden derleme toplama bir amalgam akla gelir genelde. İster olumlu ister olumsuz çağrışımlarla olsun, bir çok disiplinden az çok haberdar olup hiçbirine derinlemesine vakıf olamamak gibi yaygın bir söylemin hapsindedir; özellikle üniversite öğrencilerinin arasında dolaşan bu mit, bir çok öğrencinin Kültürel Etüdler alanını en azından tanıma şansının bile önüne geçmektedir. Bir kere, Kültürel Etüdler, disiplinler arası olduğu kadar ve daha önemli olarak anti-disiplinerdir. Dolayısıyla, bu alanda, disiplinlerin kendisi başlı başına birer inceleme nesnesi haline gelir. Herhangi bir disiplini derinlemesine kavramaksa zaten problemli bir konudur. Disiplenleri,dışarıdan br bakışla ve iktidar ilişkilerini ön plana koyarak ele alan Kültürel Etüdler belki bu disiplinlere herkesten daha fazla hakim olmayı gerektiriyor. Bu hakimiyetse daha çok ve daha çok öğrenmekten değil, daha eleştirel ve daha eleştirel olmaktan geçiyor- herhangi bir eleştirel tavrın zamanla artan dogmalaşma potansiyelini akılda tutarak. Öğrencilerin en merak ettiği soruya gelirsek: Evet, Kültürel Etüdler programından mezun olunca bir şey olamazsınız ama çok şey olursunuz.

 

ASLI ERDEM (2006) 
Kültürel Çalışmalar programında antropoloji, edebiyat, sosyoloji, görsel sanatlar gibi birçok disiplinden dersler alarak, her türlü metne (tarih kitabı, gazete köşe yazısı, reklam panosu, roman, vb.) ve sosyal yaşamın ta kendisine (kurumlara, toplumsal cinsiyet rollerine ve kısaca "normal" kabul edilen her şeye) eleştirel gözlerle bakabilmeyi ve onlarla ilgili soru sorabilmeyi öğrendiğinizi hissediyorsunuz. Üstelik edindiğiniz bu yeni perspektif sadece kampüs içinde değil kampüs dışında da sizin bir parçanız haline geliyor ve toplumda bir fark yaratabilmeniz için size cesaret veriyor. 

İşin en güzel yanı ise baktığınız, üzerinde düşündüğünüz, hakkında soru sorduğunuz, yazılar yazdığınız ve fark yaratmak için çabaladığınız şeyleri kafanızı meşgul eden çok kişisel meraklardan yola çıkarak belirleyebiliyor olmanız. Bu sayede gerçekten ilgilendiğiniz konular mesleğinizin bir parçası haline geliyor ve dolayısıyla - ister akademide olsun, ister sivil toplumda, ister özel sektörde - yapmaktan oldukça hoşlandığınız bir mesleğe sahip oluyorsunuz.

 

EGEMEN ÖZBEK (2004)
Kültürel Çalışmalar programının benim için en önemli özelliği içinde yaşadığımız ve anlamaya çalıştığımız topluma dışardan veya yukardan değil de içerden bakmaya yaptığı vurgudur. Bu anlayışı gerçekleştirme yolunda içerisinde bulunduğum sözlü tarih çalışmaları özellikle öne çıktı. Sözlü tarih, özellikle bireylerin kendilerini nasıl tanımladıkları noktasına yaptığı vurgu sebebiyle, kimlik politikaları, kültürel politika, insan hakları ve demokrasi çalışmalarına önemli katkılar sağlama potansiyelini barındıran bir alan. Eleştirel bir bilinç geliştirme yolunda soru üretme başlangıç noktasını oluşturur. Biz de bu program kapsamında oldukça geniş bir perspektif dahilinde sorular sormaya çalışıyoruz. 

Bu sorular sadece dışa dönük değil aslında belki daha da fazla kendimizle ilgili sorular oluyor. Yani biz aslında toplumumuzu anlamaya çalışırken birey olarak kendimizi anlama yolunda da önemli adımlar atıyoruz. Bu temel üzerinde programı bitiren bizlerin, hayatimizin geri kalanında nasıl bir yol izlersek izleyelim yeni sorularla yeni açılımlara doğru ilerleyeceğimize inanıyorum. 

 

ARMAGAN KILCI (2004)
Bu programda aldığım eğitimle neyi iyi yapacağımı düşünüyorum? Dinlemek, gözlemlemek, merak etmek, yazmak, genelde düşünülmeyeni gündeme getirmek... 

 

ESIN DÜZEL (2004)
Kültürel Çalışmaları bir meslek olarak görmek çok zor, çünkü bu bölümden mezun olduğunuzda "kültürel çalışmacı" gibisinden sabit, dükkanı olan bir mesleğiniz olmuyor. O yüzden belirli kurallar üzerinden kurulu bir hayata bağlanmaktansa kendinizin çizdiği, kendi ayaklarınız üzerinde durmanın hayatiyetini anladığınız bir yola giriyorsunuz.

Bu açıdan Kültürel Çalışmalar farklı yasam tarzlarını barındıran bir şemsiye gibi. Size bu macera için gerekli donanımın ipuçlarını veriyor, sizi belli bir "yola getirmiyor". Bu şemsiyenin içinde belki de en güzel olan şey de akademik çalışmalar ile aktivist çalışmaların birbirlerinin olmazsa olmazları olması. Böylece insana "Bir lisans programı daha deviririm." dedirten bir zenginlik ve enerji katıyor. Televizyonu beş dakika izleyince, bir insanla iki dakika sohbet edince aklınıza on tane yapacak "iş" geliyor. Annem "Kızım ne zaman bitecek bu okumaların?" diyor. Ben de "Aman Anne Allah korusun!" diyorum. Bizim "iş" de böyle bir iş işte! 

 

İPEK ÖZGÜL (2003)
Sabancı Üniversitesi'ni seçmemdeki en önemli nedenlerden biri disiplinler arası eğitim idi. Gerçekten de birçok farklı disiplinden ders alabilmiş olmam benim insanlara, kendime ve etrafımda gelişen olaylara bakış açımı çok genişletti ve içinde yer aldığım birçok ders içi veya ders dışı aktivitede bunun faydasını gördüm. Ayrıca son bir senedir gerek üniversitedeki Toplumsal Duyarlılık Projelerinde gerekse Greenpeace, Açık Toplum Enstitüsü gibi sivil toplum kuruluşlarında edindiğim deneyimler ile bu okulda öğrendiklerimi uygulayabilme fırsatına sahip oldum. Gelecekte de sivil toplum kuruluşları içinde yer almak istediğime kesin olarak karar verdim. 

Kültürel Çalışmalar programı, bana sivil toplum alanında çalışmaya başlamak için ihtiyacım olan donanımı, ama daha önemlisi güveni ve cesareti veriyor. Bu program, kültürü, birçok kritik kavramın kesiştiği bir alan olarak yeniden tanımlayarak kimliğimi, içinde bulunduğum sistemi, tarihi, toplumu ve insanları anlayabilmeme yardımcı oluyor.